
İlk Pre-Klinik Çalışmamız: Sepsis Modeli ve Kavram Kanıtı
Biyoelektriksel modülasyon ilkelerimizin bilimsel temellerini ve kavram kanıtını değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilen ilk in vivo çalışmamız, bağımsız araştırmacılar tarafından bir sepsis modeli üzerinde başarıyla tamamlanmıştır.
Araştırmacı körlüğünü ve tam tarafsızlığı sağlamak adına, yürütülen bu çalışma bağımsız bilim insanlarının kendi mekanistik yaklaşımlarıyla (hipotez-agnostik) tasarlanmıştır. Laboratuvar koşullarında 1×109 (1 milyar) CFU bakteri yükü ile indüklenen ve akut mortalite riski taşıyan zorlu bir model üzerinde gerçekleştirilen bu bağımsız araştırmada, çoklu tıp disiplinlerinin katılımıyla 100’den fazla parametre incelenmiştir.
Elde edilen objektif veriler, AVB Biyoteknoloji tarafından geliştirilen "Biyoelektriksel Epigenetik Programlama (BEP)" hipotezinin ve hücresel restorasyon yeteneğinin translasyonel bir kanıtı olarak değerlendirilmektedir. Kan ve doku örneklerinde yapılan detaylı incelemelerde herhangi bir advers etkiye (yan etki) rastlanmamış olup; uygulanan dozimetri seviyesinin organizmayla biyouyumluluğu doğrulanmıştır.
BULGULAR (In Vivo Veri Özetleri)
Antibakteriyel Etki: Yöntemin, dolaşımdaki yüksek yoğunluklu bakteriyel yükü (bakteriyemi) istatistiksel olarak son derece anlamlı bir düzeyde azalttığı ve güçlü bir patojen klerensi sağlamaya yardımcı olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca, kitlesel bakteriyel parçalanma (lizis) sonucu açığa çıkabilecek toksik bileşenlerin ve hücresel yan ürünlerin neden olduğu sistemik hasarların ve toksik etkilerin oluşmadığı, çalışmadaki biyobelirteçler ve doku incelemelerinde görülmüştür.
Anti-inflamatuar ve İmmünomodülatör Etki: Sepsisin tetiklediği sistemik inflamatuar süreçleri ve kontrolsüz sitokin salınımını (sitokin fırtınası) baskılayarak bağışıklık yanıtını dengeleyici bir profil sergilemiştir. Hücresel düzeyde lökosit dağılımını optimize ederek bağışıklık dengesinin korunmasını desteklediği gözlemlenmiştir.
Sitoprotektif ve Antiapoptotik Etki (Doku ve Organ Sistemleri):
-
Dolaşım Sistemi (Kalp): Miyokardiyal lif dejenerasyonunu ve nekrozu engelleyerek kalp dokusunun yapısal bütünlüğünü korumuştur.
-
Solunum Sistemi (Akciğer): Septik tablonun neden olduğu akciğer dokusundaki şiddetli inflamatuar hücre infiltrasyonunu ve hasarı minimalize etmiştir.
-
Sindirim Sistemi (Karaciğer): Karaciğer dokusunda sepsise bağlı gelişen yaygın nekroz alanlarının oluşumunu baskıladığı görülmüştür.
-
Hücresel Düzey: Hedef organlarda programlanmış hücre ölümünü (apoptoz) durdurarak doğrudan doku ve hücre koruyucu (sitoprotektif) etki göstermiştir.
Antioksidan Etki (Hücresel Savunma): Sepsis nedeniyle bozulan oksidan/antioksidan dengesini restore ederek hücresel düzeydeki lipid peroksidasyonunu ve dokulardaki oksidatif stresin engellendiği görülmüştür.
Sistemik ve Reolojik Regülasyon (Kan Gazları ve Mikrodolaşım): Sepsis kaynaklı gelişen metabolik/respiratuar asidoz ve hipoksi tablosunu tamamen bloke ederek kan pH'ını ve kan gazlarını (sO2, pCO2) sağlıklı seviyelerde stabilize etmiştir. Ayrıca kan viskozitesini ve kayma gerilimini regüle ederek mikrodolaşımın korunduğu görülmüştür.
Çalışma yayımlanmıştır. Bu araştırmanın Türkçe ve İngilizce tam metinlerine Bilimsel Yayınlar bölümümüzden ulaşabilirsiniz.
Yasal Uyarı:
Bu bölümde sunulan pre-klinik (hayvan modeli) Ar-Ge verileri, hakemli uluslararası bilimsel literatürde (PLOS ONE, 2021) yayınlanmış olan bulgulara dayanmaktadır. Bu bilgiler yalnızca bilimsel bilgilendirme amaçlı olup; ticari bir tedavi vaadi, tıbbi bir süreç veya doğrudan bir tıbbi teşhis/tedavi tavsiyesi niteliği taşımamaktadır. Yöntemin küresel regülasyon ve klinik tescil süreçleri halihazırda devam etmektedir.